


ÖN SÖZ!!
BANU 'NUN alanına hoş geldiniz
alanımı ziyaret eden
'ncı
kişisiniz teşekkürler
öncelikle arkadaşlar emeğe saygı gösterelim lütfen
blogları olduğu gibi almayınız.
duyarlılık için teşekkür ederim.
Bazı amaçlar o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır.
Eğer yaşamında hiç başarısızlık yoksa, yeterli kadar risk almamışsın demektir.
Deneyip de başaramayanları değil, yalnızca denemeye bile kalkışmayanları yargıla.
Değerli olan hiçbir şey, hayatta mücadelesiz kazanılmaz!!!!
ELLERRIN UCURUM KENARINDA ACAN CICEK GIBI. DOKUNMAK ISTESEM DUSSERIM DIYE DEGIL. DUSERKEN ELIMI BIRAKAMAM DIYE KORKARIM.!
SİLEBİLSEM SİLERDİM TÜM EZBERLERİNİ YÜREĞİMİN...
Silebilsem silerdim, hatırlayınca anı dağıtan tüm izlerini içimin…
Sana sarılıp gönderirken, başka bir zamandan hızla zihnime gelen, dönülmeyeceğini bilmeden yaşanmış başka bir uğurlama anına ait o görüntü gibi…
Işte böyle zamanlarda hangisi gerçek, hangisi eski bir görüntü karışıyor ruhumda.
Eskilerden kalma bir anın endişesi şimdiyi gölgelerken, sanma ki benim de içim rahat…
Hiç değil biliyor musun? Hemde hiç…
Silebilsem silerdim tüm ezberlerini yüreğimin…
İşte, sen bana durduk yere ve içtenlikle “gitmeyeceğim hem de hiç dediğinde” başka bir zamandan zihnime hızla gelen tutulmamış bir “hiç gitmeyeceğim” sözü ve ardında beklenmedik bir dağılışın külleri beliriyor… Hangisi gerçek hangisi geçmişten gelen görüntü bilemeden, hüznünü yaşıyorum istemeden ve şimdiden.
Yapabilsem, yapardım inan. Zihnimden geçmişin bir belirip bir kaybolan görüntülerini siler, yerine anlatılan masallarda ki o kahramanlar olduğumuza çocuksu bir saflıkla inanırdım elbette. Eğer benim masallarım bunca zaman bir kere olsun okunabilseydi, eğer kırılıp, incinmeseydi inançlarım ve eğer… eğer olabilseydi…
Yani bilemiyorum anlıyor musun?
Niyetin bende yepyeni, hiç okunmamış bir masal yazmak mı, yoksa bu ölü ruhun portresini çizenlerden biri olmak mı? Daha fazla iz, gelecek anlarımı dağıtacak daha başka görüntüler ekleyerek üstelik…Bilemiyorum…
Ve çok ağır biliyor musun?
Benim sandığın görüntülerin, bir gün ansızın sudaki izler gibi dağılışlarını ve sonra başka yaşamlara dönüşmesini seyretmek…
Ve dönmeyecek bir parçanı daha kendi kıyılarından yolcu etmek...
HANGİ YOLA ÇIKSAM...
Hangi yola çıksam
Sanki mevsimsiz Güz yaprakları çekiyor gidilecek tüm yolları ayaklarımın altından …
Kalıyorum.
Oysa bu kez gitmek değil sana gelmek istiyorum ama kalıyorum…
Kaldıkça kendime doluyorum, gelemedikçe sana kendimden uzaklara savruluyorum.
Söylesene
neden gidilesi bir yol varken bile
ki o yolun sonunda
yarım yanını tamamlayacakken
yalnızca kendine kalır insan yinede …
YALNIZLIKLARIMIZ DA İKİ KİŞİLİK...
Bilsem bütün o gitmeler sana getirecekti beni, önceden firar ederdim kendimden,
bilsem bütün o toplanıp gitme isteği yerlerimden,
bilen seni ve sana gelmek için çırpınan yüreğimin sesi,
önceden dinlemez miydim hiç?
Oysa sanırdım ki gitmeler kaçmak, durdurmak gerek o isteği, ah nerden bileyim?
Geldim; hem nasıl yorgun, bitkin, içimde izler, o izler hala ara sıra kanarken…
Belki kendi izlerini sararken bende, benim izlerimi de sarıyorsun, sahi bunu biliyor muydun?
Ve evet kalabalıklaşıyor benim de yalnızlığım sende…
Yalnızlıklarımızda iki kişilik, iki kişilik kalabalıklarımız var artık bizim…
TUTABİLSEN...AMA UNUTMUŞSUN
Tutabilseydin tutar avuçlarınla, avuturdun kalbini. Sarılabilseydin ona ne güzel olurdu değil mi?
Hayal ettiğin sana sarılışlar gibi...
Sense; yanlışlara düşmesin diye döndüremedin tutup yolundan, acı çektiğinde dokunup saramadın yaralarını ve hayalleri kırılmış döndüğünde her dafa sarılıp avutamadın onu...
Şimdi bu dokunamadığın, sol yanındaki sızını alıp gitmek istiyorsun. İkiniz bir yolda, tutunamadıklarınızdan uzakta
Yeni bir başlangıca...
Unuttun mu?
Başlangıçlar sonlara dönüşür, yol biter sen caydığında, bilmediğin diller öğrenilir
Ve gitmek isteyecek anlar birikir yine, gittiğin her yeni yerde...
Evet belli ki unutmuşsun...
ÇOCUKLUĞU NE ZAMAN BİTER İNSANIN?
Birisi demişti ki;
“Annesi babası ölünce, çocukluğu biter insanın
Çoğunluğum bitsin hiç istemiyorum”
Oysa kaç defaları daha vardır çocukluğun
Terk etmek isteyecek yine de gidemeyecek…
Yıllar sonra bile yaşlanmış bakışlardan,
Çocuk göz yaşlarını dökecek…
Ara sıra elinden tutup,
Her şeye inat,
"Hadi, kağıttan gemi yüzdürmeye gidelim"
diyecek…
YAĞMUR VAR GÖZLERİNDE
Yağmur var yine gözlerinde
Yakışmıyor ama
Eğretide durmuyor artık sende
Gel sen beni dinle
Aşk başka bir şey
Ağlamak yok, imkansız yok
Ayrılıksa yalnızca ölümle…
Gel sen beni dinle aşk bambaşka bir şey
Gözlerinde bulutlar yakışmıyor aşk dediğine
Kalbiniz neye bağlanırsa varlığınız onun içeriğine bürünür. Bürüneceğiniz içeriği doğru bulun.Bir gülümsemenin insana hiçbir masrafı yoktur. Bu kadar basit bir sermayeyle elde edebileceğiniz kazançlar ise büyük olabilir.
Kısacık bir an'a sığan gülümseme bir hafızada ömür boyu yaşayabilir.Hiç kimse gülümsemenin getireceği yararları reddedecek denli zengin değildir. Hiç kimse de gülümsediği için yoksul düşmez.
Gülümseme korkaklara güç, kederlilere neşe, hastalara sağlık verir. Gülümseme yorgunları dinlendirir.
Onu satın alamazsınız, onu dilenemezsiniz, onu çalamazsınız. Onu ancak birisi size gönül rızası ile verebilir. İçten gelmeyen bir gülümsemenin de kimseye yararı olmaz. Size gülümsemeyen birisine rastlarsanız siz gülümsemenizi esirgemeyiniz. Çünkü gülümsemeye en çok gereksinimi olanlar gülümseyemeyenlerdir.
Herkesin sizi sevmesi için ikinci koşul: Gülümseyiniz. Yalnız fotoğraf çektirirken değil, fotoğraf çekerken de gülümseyiniz
Sırça Yürek
Ey yaslı kaya !
Ey hüznün adresi yüreğim !
İçimin kuraklığında yas / lanırken sonbaharlar,
Münzevi soluk alışlar sergiliyor kederim.
Sen uzak denizlerde bana dalgalanırken,
Girdiğim bahçelerde hiç anılmıyordu ismin.
Topuklu yalanlarla yüreğimin nasırına bastığın gün ,
Usumun siperinde asılı kaldı sitemim.
Beni bilmediğin tâ o günden beri,
Bilmiyorum nerdesin.
Yokluğunda tav üzerine düşmüş sırça yüreğim.
Ayağı aksıyan ,
Düşük cümlelerimin sebebi,
Hep bundandır bilesin.
Ne yana dönsem kırılıyorum , eğriyim
.
Kırılmaya meyilliyim
Kirpiğimin ucunda sallanır uzak geleceğim. |
|
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda
ANLADIM
Herkesin mutlu olmak için bir başka yolu varmış ;Kendi yolumu çizdiğimde
ANLADIM
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak dinleyerek değil Bildiklerini bana NEDEN Anlatmadı
ANLADIM
Yüreğinde AŞK Olmadan geçen her gün kayıpmış Aşk peşinden neden yalınayakkoştuğunu
ANLADIM
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerde Hiç ağlamadığını
ANLADIM
Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş Gözyaşımı kahkahayaçevirdiğimde
ANLADIM
Bir insanı her hangi biri kırabilir Ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirm Çok acıttığında
ANLADIM
Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla göz yaşını Gözyaşıyla birlikte sevinçler terkettiğinde
ANLADIM
Yalan söylemek değil gerçeği gizlemekmiş magrifet Yüreğini elime koyduğunda
ANLADIM
SANA İhtiyacım var gelDiyebilmekmiş güçlü olmak Sana git dediğimde
ANLADIM
Biri san git dediğinde kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek Git dediklerindegittiğimde
ANLADIM
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında
ANLADIM
Özür dilemek değil affet beni diye haykırmak istemekmiş pişman olmak Gerçekten pişmanolduğumda
ANLADIM
Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmı Yüreğimde sevgi bulduğumda
ANLADIM
Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi Beni affetmeni ölürcesine istediğimde
ANLADIM
Sevgi emekmiş Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür
bırakılacak kadar sevmekmiş
| |
|
|
|
|
ŞİMDİKİ AKLIM OLSA şimdiki aklım olsa bana acı veren maça kızı da olsa elimden koz vermezdim fit olmadıklarımı bırakırdım pişti birikimlerinde ağırlaşan adımlarım keserken batak gidişlerimi jokersiz parmak uçlarımda bile sadece kendime değer verirdim
 şimdiki aklım olsa dış kapının mandalı yüzlere takılıp düşmezdim siyah gün yemezdim katıksız günlerimde serbest piyasa ekonomisinde kim ne yaparsa yapsın sabit kalemle kimseyi değiştirmeye çalışmazdım
 şimdiki aklım olsa kabak tadı verenler için beriye bakmazdım ellerimi siper yapardım yüzüme görmemek için haşaratları ilaç sıkardım duvardan düşen takıntılarına medet ummazdım örümcek beşiğinde uyuyanlardan
 şimdiki aklım olsa tartışmazdım gırtlağımın tellerindeki detone titreşimlerle kırılmalarıma kelepçe takmazdım az hasarla atlatırdım insanların tedavüldeki hobilerini yayılırdım suskunluğuma yan gelip yatma yerim olmasa da
 şimdiki aklım olsa incitmeden ayaklarımda sallardım beriden edilmiş sözleri laf trenine yetişmek için tavaf etmezdim peronları içindeki pisliklerle kaç kişi olduklarını saymazdım sessizliğimi parlatırdım yıkarken anıları ardından
 şimdiki aklım olsa gürültüsü gürül gürül akanların yanına çapa atmazdım dilimde kuruturdum adlarını giden ayak sesleriyle ağız arayanların ağzına biber sürerdim tuz yakarken nazarlarıma
şimdiki aklım olsa kaybetmezdim kendimi para makamında benden ötede müfredatı avuç yalayanlara küpe çiçekleri takardım külliyen derken , gözün büyümüş senin gözün alayının arkasından not kırardım büyüyen gözlerine



| | | |